26/1/2008 - DOĞU BEYİ,GAZABIMDAN SONRA SANA KAPAK OLSUN BU ÖĞÜT.
Bu dünya da inancını kaybedersen,yeşilken çorak olur çöllere dönersin.Açık sözlü ol,her sözü üstüne alma.Gördün söyleme,bildin bilme.Sevildiğin yere sık gidip gelme,muhabbetin itibar olmaz.
Üç kişiye acı:
Cahiller arasında kalan alime,zenginken fakir düşene,hatırlı iken itibarını kaybedene.Unutma ki;yüksekte yer tutanlar,aşağıdakiler kadar emniyette değildirler.Haklı olduğunda mücadelenden korkma.
Bilesin ki atın iyisine doru,yiğidin iyisine deli derler.
Yaşananlardan hiç pişman olmadan,yüreğinde birikenleri unutmak istemek nasıl bir tezattır.Tüm olumsuzluklara rağmen yaşadım ve pişman değilim derken,hafızana hükmetmeye çalışmak,ve onu yüreğine karşı kışkırtmak neden ve nereye doğru kaçıştır.
Sonu olmayan bir sevdayı, dörtbacaklıbir sandalyeye çıkarıp boynuna ipi dolamak ,son isteğini sorarken sandalyenin bir bacağının koptu kopacak olmasına aldırmamak, o sandalyeye atılacak bir tekmeden daha acımasız değimlidir..Yargısız verilmiş bir kararın infazını gerçekleştirmekmidir o celladın en büyük hazzı,yoksa vicdanından korkup çürük bacaklı bir sandalyeye, son arzusuna vakit olmayacağını bile bile çıkartmakmıdır sevdayı.Son isteği sorulmayan bir mahkumun canı ipten değil, ipsizlikten çıkmaz mı.
Pişman değilim ve unutmadım.Hatta unutmamak için direndim ve direniyorum da..Seni düşünüyorum,ve hala sana dokunmayı özlüyorum .Sana dokunan ellerimden utanıyorum, her nereye dokunurlarsa sızlıyorlar.Sana yapışan bedenimden nefret ediyorum, teninin kokusunu yüreğime kazıdığından.Ve sevgili boynumda ilmek, üç değil, tek bacaklı sandalyede seninle sevişmek istiyorum….
YÜREK;soğuk bir beyazın,huzur veren siyahla buluştuğu o geceye hep hasret yaşamış .Beyaz yerine siyahı tercih etmenin , ne bir tesadüf ne de bir tercih sebebi olmadığını çok sonraları anlamış.Beyazın siyahı kıskandığı sessiz bir gecede ,ancak sabaha kadar sürecek olan bir sıcaklığın, soğukta geçecek bir ömre bedel olacağını bilememiş…Beyazı baktığı yerde değil siyahın içinde aramış,bulduğunda ise çok geç kaldığının farkına varmış.
AKIL; mantıkla amansız bir savaşa girip yüreğin peşinden koşmuş.Savunduğu cephenin düşeceğini umursamadan yüreğe müttefik olmuş.Yüreğin akla ihtiyacı yokmuş ama,akıl uçup yüreğin üstüne konmuş, ve yüreği dinlemeye başlamış.Ama ne yazık ki yüreğe ayak uyduramamış…
AŞK; ona ulaşmak isteyen,beyazı siyahın içinde arayan, yürek ve aklı sadece izlemiş.Yüreğe hayran kalmışsiyahın içinde beyazı bulduğundan.Kendisine inanıp çırpınan, söz dinlemeyen olduğundan.Akıla da şaşırmış yüreğe nasıl uyduğundan.Ve bir süre sonra aşk sıkılmış çek git demiş yüreğe,ilk acıyı orada hissetmiş yürek.
Koşmuş hemen mantığın yanına gitmiş,canım çok yanıyor nasıl geçer diye sormuş.Mantık, siyahla beyazı hayatından çıkar acın diner sadece izi kalır demiş.Bütün beyazları başka renklere boyamış yürek, ama bir siyahı değiştirememiş.
Şimdi nerede bir siyah görse o yürek ,içinde beyazı arıyor.Tıpkı o soğuk karlı gecede olduğu gibi,gökten düşen beyazlara inat,pencerenin arasında ki bir nefeslik boşluğa inat, o karanlık odanın içinde gördüğü beyazı arıyor.
İhanetin acısını iyi bilirim.Sırtından giren bir mermi gibidir,önce sağ tarafından ufakça bir yol açar,ardından büyüyerek yüreğinde ,solunda patlar.....Dün gece,sırtıma değil gözgöre göre yüreğime sıkılan mermiye,sana olan sevdam kalkan oldu.Önce biraz dokundu,hissettirdi kendini ,ardından sevdamdan sekip karanlıkta kayboldu...
Vuracaksan beni sevgili,iyi nişan al,tutkunla dolu olan yüreğimi değil,aklımı hedef al.......
Bazılarının yürekleri çok geniştir.Ufacık yüreklerine öyle güzellikler sığdırırlar ki şaşar kalır insan.Bazılarının da mideleri geniş olur.Kısacık ömürlerine o kadar çok sevda sığdırırlar ki şok olursunuz adeta.Aşk bu yaşanır biter,normal karşılamak lazım,ve zaten öyle çok fazla savunduğum bir olgu değil,ama haddini bilmeden ötesine geçmek isteyenlere ne denirrrr….
Mesela ben bu nasıl mide derim en başta, önüne gelen her şeyi hazmederken,neden aylar sonra hazmedemediklerini kusuyor derim….
Ardından bir de yazıklar olsun derim,tam bir insan(cıx)mış diye de eklerim….
E tebrik te ederim,set güzeldi,senaryo harikaydı,hele dublörler ve yardımcı oyuncular tam bir profosyoneldi….Bir de senaryo yu ezbere oynamadılar mı valla bravo derim……
Ulan bir de o yeşil gözler lens çıkıyor mu valla billa pes derimmm……..
Ben şimdi bu haldeyken,böyle tek ayakla gider bir büyük rakı içer,küçük kurbayı da en acıklısından söylerim.O boşalan şişeyi de varya…..neyse…….Haftaya mor şimşekler sahaya çıkınca karşı türibüne ne de güzel söverim ben,olurda bir de yenersek her atılan golde kimbilir daha neler deriiimmmmm….
İşe bak yahu ne güzel oynamış hatun,ne diyeyim ulan ben bu salak yüreğime…Zamanında belanı bul dedim bir beddua ettim,sevdik bi hayırsızı geldi şimdi tuttu,sırasımıydı be…..
Ulan Rıza(o kendini biliyor)ya sana ne demeli….Kopmuşken içimde fırtına,atmışken bütün sigortalarım,ne güzel adam gibi söverken aşkına sevgisine şehrine,bir de yolunu bulmuş payını,paydasını verecekken nereden girdin aklıma sabret diye….Ben şimdi her bayram elini öptüğüm o mübarek anana ne diyim,haklıymış lan Metin…..
Hatırlıyormusun lan Rıza hatunu ilk gördüğüm o geceyi,nasılda titriyordum lan it gibi,içmiştik te bir büyük viski,banamısın dememişti lan atışına yandığımın yüreği…
Nasıl da ağlamıştım lan yolda dönerken çocuk gibi,neredeyse seni bile ağlatacaktım…
Duydun mu lan Rıza şimdi söylediklerini,hadi bir sor ne oldu diye, sor da gör mübarek ananın....tövbe tövbeee…..
Ben en iyisi gideyim bir büyük,yetmezse bir de ufak içeyim, hemde şu filmi yeniden izliyeyim..Ardından vakit kalırsa küçük kurbaayı yeniden söyleyip,içine ettiğimin dünyasında sondan birinci gelen yüreğime de bir güzel söveyim…..
Bende aynen bu şekilde yaptım…Toprakla suyu karıştırdım,ama başı değil,bazılarının akıllarını böyle yardım.
Kimileri ise hala suyla baş yarmaya çalışıyor,ben toprakla suyu karıştırıp akıllarını yarmaya çalışırken,onlar alakasız yorumlarla yaralarını kapatmaya çalışıyor. İşte bunu anlıyamıyorum….Ve hala bu kadar olanın üstüne,horozlar gibi güneşin kendileri yüzünden doğduğunu sanıyorlar.Bırakın arkadaşlar kapatmayın yaranızı,biraz kanasın.. Çok acı çekiyorsunuz ya arka planınız da buna uygun olsun değimli.
Şimdi arkadaşlar bildiğiniz, ve çevrenizde sevdiğiniz kişilerin isimlerini bir kağıda yazın,ve ardından tüm bu isimlerin peşlerine (cık)ve (cik) leri ekleyin…..Yani Ayşecik,Ahmetcik,Mehmetcik,Esracık gibi…….Ne kadar şirin oluyor değil mi,birde bu insanları çok seviyorsak ve samimiysek sonlarına koyduğumuz bu ekler, daha sıcak bir hava yaratıyor..E tabi hoşlanmayanlar vardır onlara lafım yok…
Pekiii bu sonlarına (cık)ve (Cik)leri eklediğimiz bu isimlerin geneli ne? ..Tabiki insan değimli… Peki bu (Cık) ve (cik)lerden oluşan bu insan gurubuna insancık ,yada insancıklar diyebilirmiyiz……Hadi bir diyin de size koca bir yuh desinler…….
Şimdi bu yazı nereden çıktı demeyin,birkaç gündür birileri sürekli (cık)lıyor da ondan yazma gereği duydum…Bundan önceki yazımda dikkat ettiyseniz birkaç yerde bu kelimeyi özellikle kullandım,ama bu bende ki alışkanlıktan yada tür değişkenliğinden filan değil, sadece bu yazıma malzeme olsun diye….Bir de dikkat ettiyseniz bundan önce ki yazımın başlığı da hayvanlar alemi……Yok öyle kötü anlamda filan demedim kızmayın hemen ,ben çok severim HAYVANCIKLARI …..
Meraklandınız değimli ,insancık kelimesinin hayvanlar alemi ile ne ilgisi var diye, işte size bir yorum affınıza sığınarak tabi…..
Önce biz insanlar hep beraber bir ormana ziyarete gidelim hadi,karşımıza da şu benim hikayede ki şirin hayvancıklar çıksın…Önce küçük kurbaayı görelim bir göl kenarında ne şirin kurbaaacık diyelim,ardından arı mayayla tanışalım ne güzel arıcık diye geçirelim içimizden,e ağustos böceğine de rastlayalım onu görmeden olmaz , oda aradan hiç çıkmaz zaten…Ona da ne şirin böcekcik diyip ormandan çıkalım…Tüm bu sevimli(cık)ve (cik)lerin hepsine çıkarken ne güzel hayvancıklar diyebiliriz gönül rahatlığıyla değimli,çünkü insanız,ve bizi onlardan ayıran tür farkı var…….
Şimdi de bu hayvanlar gelsinler bakalım şehrimize, durum nasıl oluyor….Önce Ahmet i ardından Mehmet i,Ayşe yi görsünler…E bizim onlara yaptığımız gibi içlerinden gelerek isimlerimizin sonuna(cık) ve (Cik)ekleyeceklerini sanmıyorum. Çünkü pek iyi davranmıyoruz onlara, ama çıkarlarken onlarda bizdenİNSANCIK diye bahsederlerdi sanırım….Çünkü onlar hayvanlar alemi ve biz onların türü değiliz,onlar hayvan biz insan, dolayısıyla onlar hayvancık biz insancık oluyoruz,ama tek farkla, kendi dışımızdaki hitaplarda….
Peki tüm bunlara tezat biz insanlar kendi türümüzden bahsederken, insanlar kelimesini kullanmıyormuyuz.Yani insanlar şöyle ,insanlar böyle gibi….Bu kelimeyi kullanabiliyorsak o halde neden insancık kelimesini kullanamayız.Yani sonunda ki bir (cık)takısı mı bu kelimeyi yukarıda soktuğum berbat duruma getiriyor…..Tabi ki hayır…………………
Bunu sadece insanları küçümseyip,kendilerini bir halt sananlar ve bu kelimeyi yazılarına ekleyip yazılarını süslediklerini sanan bazı kendini bilmezler böyle berbat bir duruma getiriyor…Sevmedikleri insanları küçümserlerken alaylı bir şekilde insancık diye hitap edenler, çok merak ediyorum hangi türden geldiler…….
BU (CIK)kelimesinin bu hale gelmesinin sebebi bu kendini bilmez insanlar olsa da , biraz mizahi bir yaklaşımla size bir tavsiyem var arkadaşlar…Siz siz olun yolda yürürken birileri arkanızdan insancık naber filan diye seslenirse,benim yaptığım gibi kediciklere,köpekciklere,kuşlara filan bakın, sizi kesin onlar çağırıyordur……
SAYGILARIMLA
(Bu kelimeden nasibini almış,kazazede bir İNSAN CIK)